Samanyoluna Yolculuk

Samanyoluna Yolculuk

Sosyal alemde ve web sitelerinde gördüğüm, Samanyolu fotoğraflarından oldukça etkilenmiştim. Bir kaç kez deneme çekimleri yapmış ama istediğim başarıyı elde edememiştim. Bir kaç denemeden daha sonra Samanyolu’nu fotoğraflamak da başarısız olduğumu anlamış ve vazgeçmiştim. Başarılı doğa ve yıldız fotoğrafları çeken, edebiyatı kadar objektifi de güçlü olan Barış’ın öneri ve teşvikleriyle bir kez daha cesaret buluyor ve heyecanlanıyorum. Samanyolu’nu tekrar fotoğraflamak üzere, Antalya’da en güzel noktadan görülebilecek olan Saklıkent’e çıkıyorum. İzinde olduğum için, çekimlerde başarışız dahi olsam, anın ve gecenin keyfini çıkartmak üzere bisikletle Saklıkent’e çıkarak kamp atıyorum.
 
             Samanyolu’nu fotoğraflayabilmek için bir kaç ipucu ve ihtiyaç duyulacak malzemelerden bahsedeyim. Öncelikle internetten, kitaplardan ve çevrenizde ki arkadaşlarınızdan biraz araştırma yapılmalı. Samanyolu en güzel nereden, ne zaman ve nasıl görülebilir? Öncelikle bu sorunun cevapları bulunmalı. Sonrasında gerekli olacak ekipman hazırlanmalı.
  • Stellarium sitesinden indireceğiniz program yardımıyla, Samanyolu’nun ne zaman, nereden ve ne şekilde görülebileceğini öğrenebilirsiniz.
  • Samanyolu’nu fotoğraflamak için öncelikle karanlık bir ortam ve bulutsuz, karanlık bir gökyüzü gereklidir. Ayın takvimde ki durumuna bakılarak hiç görünmediği bir gece seçilmelidir.
  • Mümkün olduğunca bulunduğunuz bölgede ki en yüksek noktaya çıkılmalıdır.
  • Ekipman olarak, öncelikle yüksek İSO’da ve uzun pozlama da çekim yapabilen bir DSLR makina gereklidir. Geniş açılı ve açık diyaframa izin verebilen bir lens olmalıdır. Makinanızı taşıyabilecek, güçlü ve rüzgardan sarsılmayacak bir tripod şarttır.
İnternetten Stellarium programını indiriyor ve samanyolu’nun gideceğim ertesi gün ki konumunu inceliyorum. 14/08/2015 tarihinde Antalya’ya göre, Güney ile Güneybatı arasında bir konumdan başlayarak, Kuzeye doğru bir yay düzlemi ile görülebileceğini öğreniyorum. Gerekli olan ekipmanları ve kamp malzemelerini toparlayarak ertesi güne hazır hale getiriyorum. Ağustos ayı Antalya’da çok nemli ve sıcak olduğu için gündüzleri bisiklet binmek eziyete dönüşebilmektedir. Bu nedenle nemden, sıcaktan ve güneşten etkilenmemek için sabaha karşı 04:00 sularında yola çıkmaya karar veriyorum. Bazıları için Antalya henüz uyanmamış, bazıları için ise henüz uyumamış iken belirlediğim saatte sabahın serinliğinde yola çıkıyorum. Tam da tahmin ettiğim gibi boş yolların, sabahın serinliğinin ve özgürce bisiklet binmenin keyfi ile Geyikbayırı ve Feslikan tarafına doğru tırmanışa başlıyorum. Güneş yüzünü göstermeye başladığında Geyikbayırı’na ulaşmış, sıcaklığını hissettirmeye başladığında ise 1000 metre rakımları geçmiştim. Artık ne nemden ne de sıcaktan etkilenecek bir durum kalmamıştı. Bu güzergah yol boyunca ağaçlık olduğu için, güneş tepeye çıkana kadar, yol sürekli olarak gölgede seyir etmektedir. Geçtiğimiz kış sezonun bol yağışlı geçmesi ile pek çok su kaynağında bol miktarda su bulunmaktadır. Saat 14:00 sularında Saklıkent’e ulaşıyorum. Hava kapalı ve yağdı yağacak. Etrafta ki kişilerle sohbetten öğrendiğim kadarıyla bir gün öncesinde, yağan sürekli yağmur endişelendiriyor biraz. Çaresiz bulutların hareketlerini gözlemleyerek bekliyorum. Biraz sonra çiseleyerek yağmaya başlıyor ve Bakırtepe’nin her iki yanından da güçlü ve kara bulutlar gelmeye devam ediyor. Bulunduğumuz bölgeye çok fazla yağmıyor ama, İmecik ve Feslikan Yaylası bölgelerine aşırı yağdığını gözlemliyoruz. Saat 17:00 sıralarında bulutlar dağılmaya başlıyor ve sevinerek uygun kamp alanı aramaya başlıyorum. İmecik Yaylası ile İmecik Yaylası’na giden yol üzerinde ki tepe noktası arasında kararsız kalıyorum. Tepe noktanın etrafa ve gökyüzüne daha hakim olduğu düşüncesiyle burada uygun, düz bir alana çadırı kuruyor ve Samanyolu’nun pozisyonuna göre konumlanıyorum.
Yavaş yavaş güneş batıyor ve hava kararmaya başlıyor. Güneş gözden kaybolduktan sonra, gökyüzünde Samanyolu’nu aramaya başlıyor ve bir kaç deneme çekimi yapıyorum. Ama nafile ne çekimlerde ne de gökyüzünde Samanyolu’nu göremiyorum. Stellarium programının dediğine göre, fotoğraflamak için en uygun zaman 21:20 ile 22:30 saatleri arasında idi. Saatin henüz 20:30 olmasından dolayı umudumu yitirmiyor ve bir yandan çıplak gözle görmeye çalışırken diğer yandan da deneme çekimleri ile uygun çekim ayarlarını yapıyorum. Hava yeterince karardığında, tam da beklediğim yönde(Bakırtepe’nin batı tarafında, Alakır Vadisinin üzerinden) Samanyolu bulut şeklinde görülmeye başlıyor. Heyecanla hemen objektifi o yöne çevirerek ilk gerçek çekimi yapıyorum. Ve 30 saniye sonunda makinanın ekranında Samanyolun’un ilk karesini görüyorum. Farklı açılarda ve değişik ayarlarda çekmeye devam ediyorum. İSO 1600, F/2,8 ile f/4 arasında, süre 30 sn – 41 sn arasında farklı değerlerde çekimler yapıyorum. Eminim bu çekimlerde de, iyi kareler yakalamış olsam da beni tatmin etmeyecektir. Ancak kendi adıma keyifli bir gece ve güzel bir deneyim daha yaşadığım için huzurlu ve mutluyum.
Bulunduğum konum itibariyle ilerleyen saatlerde gözardı ettiğim bir noktanın farkına varıyorum. Olduğum yer güneşin batışıyla oldukça esmeye başlıyor ve hava serinliyor. Saatler ilerledikçe rüzgar şiddetini artıyor ve hava soğumaya başlıyor. Ancak denemelerle birlikte geçirdiğim 2 saatlik fotoğraf çekimi bana yetiyor ve istediğim kareleri yakaladığıma inanıyorum. En azından bu gecelik ve şimdilik. Serin havada huzurlu ve güzel bir uyku çekiyor, güneşin ilk ışıklarıyla uyanıyorum. Çektiğim karelerin bilgisayar ekranında ki yansımasını merak ediyor ve heyecanla eve ulaşmayı bekliyorum. Çadırı ve eşyalarımı topluyor hareket ediyorum. Kahvaltımı Feslikan’da bir gün öncesinde gördüğüm gözlemeci ablanın orada yapmayı planlamıştım. Sabahın erken saatinde açmış olduğunu umut ederek pedallıyorum. Şanslı günümdeyim sanırım, kendileri için kahvaltı masası hazırlamışlar ve sanki beni bekliyormuş gibi buyur ediyorlar. Çantamda ki kahvaltılıklarımı da masaya koyarak ortak oluyorum sohbetlerine. Maydanozlu, peynirli gözlemenin arasına yanımda getirdiğim yumurtayı da kırmasını istiyorum. “İyi olmaz” diyerek itiraz ediyor ama ben ısrar edince kırıyor yumurtayı. Şaşkınlık içinde pişen yumurtayla gözlemenin pamuk gibi olduğunu ve daha iyi piştiğini söylüyor. Afiyetle kahvaltımızı bitirdikten sonra teşekkür ediyor ve vedalaşıyoruz.
Çekimler için cesaret ve önerilerde bulunan Barış’a tekrar teşekkür ediyor, çekilen karelerin hoşunuza gideceği umuduyla, iyi seyirler diliyorum …
Samanyolu ile ilk karşılaşma
Denemeler
Farklı açı ve ayarlarla denemeler
Antalya, bisiklet, saklıkent, samanyolu,gece fotograf cekimi, 
samanyolu fotograf, gece fotografciligi, samanyoluna yolculuk, 
Samanyolu Fotoğrafı Nasıl Çekilir

Benzer Yazılar

thumbnail
hover

Bisiklet Festivalleri 2017

Bisiklet Festivalleri 2017 Bisiklet Festivalleri 2017 yılında düzenlenecek olan bisiklet festivalleri bu sayfadan takip edebilirsiniz. Fe...

thumbnail
hover

Bisiklet Turu Öncesinde Beslenme

Bisiklet Turu Öncesinde Beslenme Günübirlik turlarınızdan önce yada antrenmanız öncesinde yiyeceğiniz besin türü, miktarı ve zam...

thumbnail
hover

Bisiklet Turlarında En İyi Yol Arkadaşı...

Bisiklet Turlarında En İyi Yol Arkadaşı Gerek günübirlik bisiklet turlarınızda gerekse kamplı uzun turlarda birlikte pedalladığı...

Yorum Yaz