TRE – 019 OVACIK DAĞI (2004 M.)

  • 1939
Özellikler
Zorluk Derecesi Zor
Yol Durumu Patika
Toplam Mesafe (KM) 8
Max. Rakım 2004

Rotaları aşağıda paylaşılmış olan wikiloc sitesinden telefonunuza yada GPS cihazınıza yükleyerek daha detaylı inceleyebilirsiniz. Telefonunuza yüklemek için buradan yardım alabilirsiniz!!!

OVACIK DAĞI : Akdeniz bölgesi, Serik ilçe sınırları içerisinde bulunan ve resmi kayıtlara göre 2004 metre yüksekliğinde ki bir dağdır. Serik ilçesinin kuzeyinde yer almaktadır. Arkasında ki heybetle yükselen Bozburun dağı dikkatleri üzerine çekerek Ovacık Dağını gölgelemektedir. Ovacık Dağına bir kaç noktadan ulaşım sağlamak mümkündür. Antalya yönünden en kolay, Serik yolunun yaklaşık 35. kilometresinden Çandır istikametine dönülerek, Çandır, Gökçepınar ve Etler Köyleri üzerinden Ovacık Dağı’nın batı yönünde ki yaylalara ulaşım mümkündür.  Ancak daha keyifli ve manzarası güzel olan Yumaklar Köyü istikametinden ulaşım sağlanmıştır. (Rota için tıklayınız

Tunç Dağını Kuzeyden güneye trans yapmak üzere hazırlıklarımı yapmıştım. Ancak ulaşım sıkıntısı nedeniyle plan değiştirerek, son anda Ovacık Dağına karar vermiştim. Dolayısıyla kısıtlı zamanda çok fazla araştırma ve inceleme şansım olmadı. Ayaküstü biraz dağın yapısını incelemiş ve önceki bisikletli geçişlerimizde gözlemlediğim kadarıyla hareket edecektim. Serik Akbaş köyünden gidilen Nanalı Yaylasına kamp atarak zirve yürüyüşü yapmak daha uygun olabilirdi. Fakat Köprülü Kanyon ve Bozburun Dağı manzaralarına karşı kamp atmak istediğim için rotamı Etler ve Yeşilvadi Köyleri tarafına planlıyorum. Doğası ve manzarasını daha çok sevdiğim Yumaklar Köyü üzerinden Yeşilvadi Köyüne ulaşmak üzere hareket ediyorum. 


YOLA ÇIKIŞ


Antalya Serik Karayolu’ndan Gebiz istikametine dönerek Töngüçlü köyüne kadar devam ediyorum. Yol kanarında ki meydanın hemen kıyısından Yumaklar Köyü istikametine doğru yöneliyorum. Artık doğa ve çevre değişmiş, ormanlık alan başlamış ve yol daha keyifli bir hal almaya başlamıştı. Çoğunlukla kızılçam ve meşe ağaçları arasından geçerek Yumaklar köyüne ulaşıyorum. Dağınık bir yerleşim yapısı var. Öyle çok fazla bir köy havası da yok. Yol kenarında ki camii çeşmesinden su ihtiyacımı tamamlayarak kamp süresince yetecek kadar su temin ediyorum. Köyün çıkışında tüm heybeti ile karşıma dikilen Bozburun dağı zirvesi her ne kadar davetkar bir durum sergilese de, daha önce hiç gitmediğim Ovacık Dağı daha cazip geliyor. Yol güneye dönerek vadi içerisinden yükselen Ovacık dağı görülmeye başladığında ise, güzel bir keşif turu olacağı anlaşılmaya başlamıştı. Sarp çıkışları ve kayalık yüzeyleri seçilebiliyordu. Toprak yol Etler tarafından gelen asfalt yol ile birleşerek Demirciler Köyü istikametine devam ediyordu.

Yumaklar köyü yakınlarından Ovacık Dağı görüntüsü… 


DEMİRCİLER KÖYÜ


Demirciler Köyü, eski taş evlerden yapılmış, ağaç tavanları bulunan oldukça eski bir yerleşim yerine benziyordu. Güneş battığı için çok fazla inceleme ve zaman kaybetme şansım yoktu. Yolun devamında ne sürprizlerle karşılaşabileceğimi bilmiyordum. Hava kararmadan yayla yada uygun bir kamp noktasına ulaşmalıydım. Demirciler Köyünün büyülü havasını geride bırakarak Yeşilvadi Köyüne doğru tırmanışa devam ediyorum. 

Yeşilvadi Köyüne varmadan tekrar sağa sapacak ve daha yukarıda ki yaylalara ulaşmaya çalışacaktım. Bir iki yol ayrımını deniyor ve devam etmediğini fark ederek geri dönüyorum. Yangın havuzunun olduğu noktadan tekrar sağa dönerek bu kez doğru yolda ilerlemeye başlıyorum. Artık hava kararmış ve tavan sis lambalarının da yardımıyla, oldukça bozuk yolda arazi vitesiyle yol almaya çalışıyordum. Tek araç olduğum için, dağda olduğu gibi bu yolda da fazla risk alamazdım. Yol bir anda yağmur sularıyla oluşmuş geniş yarıklarla bölünmeye başlıyor. Bir kaç tanesini geçiyorum ama sonrakiler daha derin ve riskli görünüyor. Araçtan inerek yolun devamını inceliyorum ama yol, bu günlük buraya kadar diyor. Gecenin karanlığında ilerlemeye çalışarak riske girmek anlamsız olurdu. Hemen yan tarafta ki geniş düzlük alanı inceliyor ve kamp için daha uygun bir olamayacağını düşünüyorum. Önü açık, gökyüzünde ki milyonlarca yıldız altında, Yeşilvadi Köyü üzerinden Bozburun zirvesini ve karşı dağları gören nefis bir alandı. Hiç zaman kaybetmeden çadırı kuruyor ve kamp ateşi için odun toplamaya başlıyorum. Kamp ateşi de yandıktan sonra keyifli anlar başlıyor. Sessizlik, serin bir hava, mükemmel bir ortam, milyonlarca yıldızlar ve etrafı sarmalayan karanlığın ıssızlığı. 


Akşam yemeği ve ortamın büyüsü yatma saatini epeyce öteliyor. Ertesi gün zirve için zorlu bir gün olacak. Hem keşif, hem zirve yürüyüşü için, dinlenmiş ve zinde olmam gerekiyor. Saat epeyce ilerlediği için her zaman ki gibi güneşin doğuşunu karşılamaktan vazgeçerek, biraz daha ileri bir saatte uyanmayı hedefliyorum. 


YENİ GÜNE MERHABA


Ancak nafile tan atar atmaz uyanıyorum yine. Kıpkırmızı ufukla birlikte yüzümü sarmalayan serin bir hava ile uyanmak mükemmel bir duygu. Tüm uykum dağılıyor ve enerjik bir şekilde kalkıyorum. Ancak ortam o kadar güzel ki, kendimi zirve tırmanışı için hazır hissetmiyorum. Geniş geniş kahvaltı yapmak, biraz rahat davranmak ve etrafta keşif yürüyüşleri yapmak istiyorum. Bir yandan ne yapacağımı planlarken bir yandan da çayın altını yakarak kahvaltı hazırlıklarına başlıyorum. Güneşle birlikte, doğa da uyanmaya başlıyor, meltem mis gibi kokular getiriyor, kuşlar ötüyor, arılar vızıldıyordu. Ruhu dinlendiren huzurlu bir ortamda sürekli tembellik yaparak keyif yapmak geliyor içimden. 

Açık bir alanda, Bozburun, Yeşilvadi ve Köprülü Kanyon Vadisi manzarası eşliğinde kahvaltımı yaparken otlamaya çıkan keçilerin arkasından Fahri amca ve eşi çıka geliyor. Fahri amcaya hemen bir çay ikram ederek benimle biraz zaman geçirmesini istiyorum. Çocukları Antalya’ya yerleşmiş ve hayvanları ile bir başlarına kalmışlar burada. Köyde 8-10 hane aile olduğundan bahsediyor. Bir yandan kendisi çevreyi anlatırken, bende bilgi almak istediğim Ovacık Dağı ve çevre ile ilgili sorular sormaya başlıyorum. Ovacık Dağı zirvesi için, Etler Köyü tarafından Ovacık Yaylasına çıkan bir yoldan bahsediyor. Araştırmalarımda tek bir yol görmüştüm. Hemen uydu görüntüsünden bahsettiği yolu kontrol ediyorum. Evet haklıydı. Bahsetmiş olduğu yolun, burasının devamı olarak düşünmüştüm ama değilmiş. Dediği gibi Etler Köyünden ayrılarak yukarı yaylaya doğru çıktığı görülüyordu. 

Zirve rotasının yapılabileceğini ama diğer taraftan daha rahat olacağını anlatıyor. Saatin ilerlemeye devam etmesi ile, bugün için diğer tarafa giderek zirve yapma ihtimali zayıflıyordu. Gün sonunda kampı mümkün olursa Ovacık Yaylasına, aksi taktirde o çevre de uygun bir yere kurarak, diğer gün erkenden zirve yürüyüşünü gerçekleştirmek uygun olacaktı. Fahri amcadan kısacık zamanda alabildiğim kadar bilgi almaya çalışıyorum. Bu gibi durumlarda en sağlıklı ve güvenilir bilgiyi Fahri amca gibi çevreye hakim, çobanlık yaparak etrafı tanıyan, yaşını almış kişilerden almak mümkündür. Mümkün olduğunca yerli halkı, rahatsız ve tedirgin etmemenin yanında, onlarla da kaynaşarak sıcak ilişkiler kurmak gerektiğini düşünür ve iletişim kurmaya gayret ederim. 


Çayından son yudumunu da çeken  Fahri amca vedalaşarak gözden kaybolan keçilerin peşine düşüyor. Geride bıraktığı bilgi ve hoş sohbetin kritiğini yaparak tekrar zirve yürüyüşün

 değerlendiriyorum. Sohbet esnasında alınan karar doğru idi. Bugün etrafta kısa bir keşif yürüyüşünden sonra kampı diğer tarafa taşımak uygun olacaktı. Yürüyüş sonunda hareket için zaman kaybetmemek adına, her şeyi topluyor ve araca yerleştiriyorum. Ateşi söndürerek keşif yürüyüşü için ilk adımları atıyorum. 

KEŞİF


Akşam aracın kaldığı yolun durumunu kontrol etmek ve daha ilerisinde ki vaziyeti öğrenmek maksadıyla yol üzerinden ilerlemeye devam ediyorum. Orman içerisinde bir süre bozuk olarak devam ediyor fakat sonrasında düzelerek terk edilmiş olan mermer ocağının olduğu Gedik mevkiine ulaşıyor. Boğazın diğer tarafı aşağıda ki yaylalık alana ve tamamen Ovacık Dağı manzarasına hakim bir bölge idi. Dağın bu yüzü tamamen görülebiliyor ve tırmanış için fikirler verebiliyordu. Fahri amcanın da tarif ettiği gibi, sol taraftan Ardıç Gediği mevkiine ulaşarak zirveye yürüyüş oldukça rahat görünüyordu. Ancak yarın ki kamp alanına Ardıç Gediği bölgesi ters kalıyordu, o nedenle yarın ki rota nasıl şekillenecek bilemiyorum. Bir süre dinlenerek ve dağı gözlemledikten sonra, sol tarafta ki tepelik alana çıkarak arkasında ki Köprülü Kanyon manzarasına bakmak üzere ilerleyiş devam ediyor. Tepenin arkasında bir kaç küçük tepecik daha beliriyor. Onları da geride bıraktıktan sonra çok güzel bir manzara ortaya çıkıyor. Etraf muhtemelen yıldırımlarla yanmış ve kurumuş ardıç ağaçları ile dolu. Öğle yemek molasını burada geçiriyor ve geri dönmek yerine kamp alanını karşıya alarak o yönde ilerleyen patikanın peşine düşüyorum. Bir süre yatay ve aşağıya doğru orman içerisinde devam ediyorum. Zaman zaman kayalık bölgelerden de geçen patika oldukça düzgün bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. 



ARI KOVANINA ÇOMAK SOKMAK BU OLSA GEREK!!!


Bir ara sol tarafımda yükselen kayalıklara paralel geçerken gözüme bir şey ilişiyor. Ne olduğunu pek anlayamıyorum ve batonla kontrol etmek istiyorum. Son anda ve baton değer değmez anlıyorum ama iş işten çoktan geçmiş oluyor. Batonun ucuna takılan peteğin arkasında ki arı sürüsünü gördüğümde çoktan bana doğru yönelmişlerdi bile. Hafif bir zayiatla durumu atlatıyoruz ama en önemli ve dikkatli olunması gereken bir durumu nasıl bu hale getirdiğimi hala anlamıyorum. Galiba akşam olmadan diğer kamp noktasına yetişmek üzere biraz acele etmekten kaynaklanıyordu. Patikayı ve uydu görüntüsünü takip ederek araca ulaşıyorum. Bir an önce yola koyularak diğer kamp alanına doğru yola düşüyorum. 



Demirciler Köyünü geride bırakarak, Etler Köyünün ilk evleri görünmeye başladığında hemen sola bir orman yolu ayrılıyor. Dikkat edilmezse çok zor görülebilir. Buradan devam ederek yükselmeye başlıyorum. Git gide eğim artarak yükseliş devam ediyor. Yükseldikçe risk artıyor ve yolun zaman zaman sol tarafı zaman zaman ise sağ tarafı uçuruma gelerek korkutucu bir hal almaya başlasa da, güzel bir manzaraya da eşlik ediyor. Terk edilmiş mermer ocağının olduğu geçide gelindiğinde ise Ovacık Dağı tüm ihtişamıyla tekrar dikiliyor karşımıza. Geçidi hemen aşar aşmaz sağda çok az akan bir su buluyorum. Etrafında da oldukça düzgün çadır alanları bulunuyor. Yolun devamı da bozuluyor ve araçla devam etmek istemiyorum. Derhal kamp alanını belirleyerek, bir taraftan çadır kurarken bir yandan da etrafta gördüğüm kuru odunları toparlamaya başlıyorum. Hava kararmadan bir miktar odun toparlayarak, ateş yakabilmeyi başarıyorum. Sıcak bir çayın verdiği keyif ile yorgunluk atarak akşam yemeğini de aradan çıkartıyorum. Bir süre ateş başı ve ayışığı keyfi ile geçen eğlenceli dakikalardan sonra çadıra çekiliyorum. Zorlu bir yürüyüş öncesinde güzel bir uyku çekme umuduyla sessizlik ve huzur içinde uyuyakalıyorum…



ZİRVE YOLUNDA

Günün ilk ışıklarıyla birlikte uyanıyor ve derhal hazırlıklara başlıyorum. Hemen ocağı yakarak çay suyunu koyuyorum. Suyun ısınmasını beklerken bir taraftan da eşyaları toparlıyorum. Kahvaltıyı yapar yapmaz yola koyulacaktım. Zirve dönüşü ise karanlığa kalmadan Etler köyüne kadar olan riskli iniş yolunu geçmek istiyordum. Eşyaları arabaya yerleştiriyor ve kahvaltımı yaparak ilk adımları atmaya başlıyorum. Yaylada ki su ip gibi çok az akmaktadır. Ancak buz gibi ve lezzeti iyi idi. Su ihtiyacımı tamamlayarak Ovacık Dağını hedef alıyor ve aşağıda ki Ovacık Yaylasına doğru ilerliyorum. Oldukça bozuk olan orman yolunda bir süre ilerledikten sonra düz geniş bir otlak alana ulaşıyorum. Çimenlerin ortasından devam eden patika vadi içerisinde taşların arasında ilerliyor. Ardıç ağaçları arasında Ovacık Yaylasına ulaşıyorum. Heybetle yükselen Ovacık Dağını karşıma alarak kendime zirve rotası belirlemeye çalışıyorum. Sağ tarafta ki sırt hattı uzun ve zirveye doğru oldukça dikleşiyordu. O nedenle sol tarafta ki sırt hattına ulaşan çarşaklı bölgeden uzak ve ağaçlarından arasından yükselen bir rota belirliyorum kendime. Önümde ki çam ağaçları arasında ilerleyen keçi yollarını takip ederek yükselmeye başlıyorum. Onlarca keçi yolu hedef aldığım sırt hattına doğru yatay bir şekilde yavaş yavaş yükselmeye devam ediyor. Bir süre sonra ucu zirvenin hemen altında ki tepeye ulaşan çarşak bölgesine çıkıyorum. Bir süre rahat görünse de yükseldikçe dikleşiyor ve ucu kayalıklara dayanıyordu. Dolayısıyla çarşak bölgesinden zirveye ulaşmak istemedim. Ama bir süre sol tarafında ki iri kayalıklardan destek alarak yukarıda ki büyük kayalıkların olduğu noktaya kadar ulaştım. Artık çarşak bölgesi sağ tarafımda kalmış, önümde devasa kayalıklar bir duvar örmüştü. Neredeyse çıkmaz bir hat üzerine gelmiştim. Bulunduğum yer zirveye ulaşan rota idi, bunu ayak izlerinden ve doğa yapısından anlayabiliyordum. Sıkıştığım bölgeden bir çıkış yolu bulduğumda sırt hattına ulaşabilecektim ama önümde ki koca kayaya sarılıp kaldığımda oldukça da tedirgin olmuştum. Kayanın sağ tarafı başka bir kaya bağlanarak devam ediyordu, daha ilerisi ise tamamen çarşak bölgesi idi. Sol tarafta bir geçiş noktası görememiştim ve sıkışık kalmıştım. Çaresizce dönme olasılığı aklıma geliyordu. 

Ancak kendime bir şans daha vermek istiyordum. Bir kaç metre aşağıya inerek solda ki ormanlık bölgeye devam eden bir kaya çatlağına tutunarak tekrar yükselmeye başladım. Önümde ki bir kaç kayayı aştıktan sonra, ağaçlara tutunarak ilerleyebildiğim patika ile sırt bölgesinde ki patikaya ulaşmayı başardım. artık rota çok rahatlamıştı ve zirveye ulaşan rota tamamen görülebilmekte idi. Rahat bir şekilde etrafımı sarmalayan manzara eşliğinde zirveye ulaşıyorum. Çok güzel serin bir hava vardı. Bir yanda nemli ve puslu bir havanın hakim olduğu Antalya, diğer tarafta ise Bozburun ve Dumanlı Dağları geniş bir görsel sunuyordu. Zirve defterine imzayı atarak dönüş rotasını belirlemeye çalışıyorum. Batı yönünden inmek üzere biraz keşif yapıyorum ama oldukça dik görünüyor. Önümde daha Etler Köyüne kadar devam eden, araçla gideceğim riskli bir yol da olduğu için fazla zaman kaybetmeden en kısa zaman da dönme olasılığını değerlendiriyordum. Dolayısıyla geldiğim taraftan daha rahat bir nokta belirleyerek ilerlemeyi planlıyorum. Zirve için önemli bir nokta ise oldukça fazla sayı da kene olması idi. 

Kırmızı çizgi zirve çıkışı ve sarı çizgi ise dönüş rotasıdır.


Dönüş rotasına girdiğimde Serik yönünde Nanalı Yaylası görülmeye başlıyor. Oradan zirveye ulaşmanın daha rahat ve kolay olduğunu görüyorum. Belki başka bir zamanda da bu rotayı deneyebilirdim. Patika ile inmeye devam ediyor ve ağaçların arasından Ovacık Yaylasına inebileceğim bir vadi içerisini gözüme kestiriyorum. Orman içerisine girdiğimde ayaklarımın altında ezilen çam dikenlerine basarak ilerliyorum. Bu durum doğal süspansiyon görevi görerek dizlerime olan basıncı oldukça azaltıyor. Dolayısıyla genellikle iniş rotasında yaşadığım dizlerimde ki ağrı oluşmuyor. Ancak oldukça dikkatli olmam gerektiğini fark ediyorum. Oldukça kalın bir tabaka oluşturmuş çam iğnelerinin altında geniş çatlak ve çukurlar olabilmekte idi. Bunun yanında zararlı haşere ve sürüngenlerin de olma olasılığı yüksekti. Bir yandan batonla ayak basacağım noktaları kontrol ederken bir taraftan da etrafı gözlemliyordum. Keyifli bir şekilde Ovacık Yaylasına ulaşarak, zirve yolunda ilerlediğim tepenin diğer tarafında ki vadiden kamp alanına ulaşıyorum. 

Geri dönüp baktığımda oldukça keyifli ve eğlenceli olduğu kadar oldukça riskli de olan güzel bir rota dada geride kalmış oluyordu. Beydağlarına göre biraz daha zorlu bir rotası olan ama gelinerek yapılması gereken güzel bir deneyim oluyor. Kesinlikle Etler, Demirciler ve Yeşilvadi bölgeleri görülmeli ve keşfedilmeli. Henüz el değmemiş bir doğası mevcut. 

5-6 kilometrelik tehlikeli olan orman yolunu da geride bırakarak sağlıklı bir şekilde Etler Köyüne ulaşıyorum. Dönüş yolunda yolumu biraz uzatarak bir türlü daha önce gezmeye fırsat bulamadığım Zeytintaşı Mağarasını geziyorum. Halen sarkıtların oluşmaya devam ettiği yaşayan bir mağara. Kesinlikle özellikle gidilerek görülmesi gereken bir doğal oluşum. 

 

Zorluk Derecesi :Toplamda 8.4 km. olan, ZOR bir parkurdur.

Maksimum Rakım :2004 m.

Hangi mevsimde yapılır: Yaz ve kış dağcılığı olarak, gerekli tedbirler alınarak her zaman yapılabilmektedir.

Yol Yapısı :Çoğunlukla patika ve orman yolu.

Başlangıç Noktası : Etler Köyü, Elma Ağacı Mevkii yada Karlağan Yaylası.

Bitiş Noktası : Etler Köyü, Elma Ağacı Mevkii yada Karlağan Yaylası

Su Kaynakları : Sadece rota başlangıç noktası olan Elma Ağacı Mevkiinde su mevcuttur.

Alış-Veriş Alanları : Civar Köylerde ve parkur içerisinde mevcut değildir. .

Konaklama : Kamp alanı için uygun yaylalar mevcuttur.

DİKKAT!!! Herhangi bir kaza riskine karşılık kesinlikle en az iki kişile gidilmeli ve bir yakınınıza gideceğiniz konum bildirilmelidir!!!


Google Maps Harita Görüntüsü

Powered by Wikiloc

Wikiloc Harita görüntüsü

GPS ve rota verilerini buradan indirerek daha detaylı inceleyebilirsiniz…

Başka bir rotada görüşmek üzere…

Sevgiyle Pedalla …

0 Değerlendirme

Henüz değerlendirme yapılmamış

Benzer Rotalar