İsviçre Bisiklet Turu 6. Gün (Altdorf-Zug)

  • 2523
Özellikler
Zorluk Derecesi Kolay
Yol Durumu Asfalt
Toplam Mesafe (KM) 55
Max. Rakım 530
Uygun Bisiklet MTB,Yol-Bisikleti,Şehir-Bisikleti
Başlangıç Noktasında Bitiyor ? Hayır

Turun ilk 5 günü, henüz üzerimizde ki etkisini yitirmediği ve yaşanan güzelliklerin büyüleyici sarhoşluğu ile yazılmış idi. Ancak sırada ki altıncı ve yedinci günlerin fotoğraflarını düzenleyerek rota bilgilerini paylaşmaya başlamak üzere her bilgisayarın başına geçtiğimde, fotoğraflar ve videolara dalıp gitmekte, yaşadıklarımız film şeridi gibi tekrar tekrar gözlerimin önünden geçmekte, ruhumu alıp Alplere tekrar götürmekte idi. Her defasında, uçsuz bucaksız ve sonu gelmeyen bisiklet yolları, bisiklete ve bisikletliye duyulan saygı, doğaya ve toprağa verilen değer, bisiklet ve yaya önceliği, sakinlik, sessizlik, sade ve ağır işleyen trafik ve daha nicesi ile dolu hayaller ile bir türlü yazmaya başlayamadığım altıncı güne bu sefer fotoğraflara bakmadan yine zorlanarak başlıyorum.  Altdorf’da ki kamp alanımızı, nadir olarak görülen güzel bir hava eşliğinde kahvaltımızı yaparak terk ediyor ve Dört Kanton Gölü kıyısından devam eden bisiklet yolu ile pedal basmaya başlıyoruz. Bisiklet yolları, bazı kısımlarda karayolu ile şeritler çizilerek ayrılmış iken, bazı bölümlerde tamamen ayrılmış biçimde devam etmektedir. Bisiklet yolları yayalar ve bisikletliler tarafından ortak kullanılmaktadır. Bisiklet yolları, gerek sabah sporuna çıkan, gerek antrenman yapan ve gerekse doğa yürüyüşleri yapan hem yayalar hem de bisikletliler tarafından günün her anında sürekli kullanılmaktadır. Bisiklet yolları, Karayollarında ki araç trafiğinden daha çok işlemektedir.  İsviçre’nin akıllara zarar eşsiz doğasında ve uçsuz bucaksız bisiklet yollarında bisiklet binmenin doyumsuz huzuru ve keyfi ile Zug şehrine doğru devam ediyoruz. 


Sabah saatlerinin ilerlediği sıralarda Brunnen şehrinden geçişimiz esnasında yine çok güzel manzaralara şahit oluyoruz. Okula gitmek üzere evlerinden çıkan çocukların belirli bölgelerde toplandığı ve buralardan bir öncü eşliğinde tek sıra halinde peş peşe kaldırımdan ilerleyerek okula doğru devam ettiklerine şahit oluyoruz. Karayolu geçişlerinde ise yine trafik görevlisi öğrenciler tarafında kontrol edilen trafiği ve öğrenci geçişlerini hayranlıkla izliyoruz. Şehrin tam ortasından geçtiğimiz cadde de, alışageldiğimiz üzere trafiğin yoğun olmasını beklediğimiz durumlarda dahi, trafik o kadar sakin ve sessiz ilerliyor ki, bu durumu anlamakta ve trafik keşmekeşliğinin nasıl çözüldüğünü kavramakta zorlanıyoruz. Yaya geçitlerine yaklaşan araçların yavaşlamasına, kesinlikle korna çalınmamasına, trafik ışıklarının olmadığı kontrolsüz kavşaklarda ki araçların tek tek sırayla geçişlerine, hiç trafik polisinin olmamasına ve insanların birbirlerine karşı güler yüz ve nezaket dolu davranışlarına hayranlıkla şahit oluyoruz. 7’den 70’e herkes bisiklet biniyor ve ulaşım için herkes tarafından bisikletler ve toplu taşıma araçları kullanıyor. 3-4 yaşlarından başlayan çocukların cadde ve sokaklarda özgürce bisiklet binmelerine ve paten kaymalarını izliyoruz büyük bir zevkle. Bisiklet kültürünün çocukluktan başladığına ve aşılandığına şahit oluyoruz. İnsanların bisiklet binmekten korkmadıklarına, korkmaları için bir sebep olmadığına, cadde ve sokaklarda önceliğin kendilerinde olduğunun güven duygusuna sahip olduklarına şahit oluyoruz. Şehrin bazı noktalarında paten kayan kişiler için de ayrı bir yol yapılmış olmasına şahit oluyoruz. Sonra etrafta hiç görüntü kirliliğinin olmayışına şahit oluyoruz. Çöp konteynırlarının dahi ne kadar temiz ve düzenli olduğuna, çöplerin ayrıştırılmış poşetler ile atıldığına, kağıt atıkların özenli bir şekilde paketlenerek bina önlerine toplanmak üzere bırakıldığına şahit oluyoruz.

Gördüğümüz ve şahit olduğumuz bu takdire şayan olaylar ve hareketler eşliğinde çehremizi kaplayan mutluluğun sarhoşluğu ile Zug Gölüne ulaşıyoruz. Ancak Zug Gölüne ulaştığımda önde ilerleyen İrfan ve Cevat’ın kavşakta olmadığını görüyorum. Telefon GPS’inden incelediğimde gölün sağından ve solundan iki farklı yolun Zug şehrine devam ettiğini görüyorum. Sağda ki yol daha kısa görünüyordu, ancak elimdeki rota kayıtları sol yoldan devam ediyordu. Sonuçta bu güne kadar Cevat’ın hazırladığı rotadan hiç sapmamıştık ve böyle bir durumda da rotadan sapmak çok anlamsız olacaktı. Her hangi bir olumsuzluk durumunda bu rota üzerinden birbirimize ulaşmaya çalışacaktık. Diğer arkadaşlarında bu düşüncelerle hareket ettiğini düşünerek rotayı takip ediyor ve daha uzun olan yolu takip ediyorum. 

Zug Gölü kıyısından devam eden anayol da araç trafiği akıp giderken, hemen yanı başında ki ayrılmış olan bisiklet yolunda mutlu, mesut ve güvenli bir şekilde göl manzarası ile Zug şehrine doğru ilerliyorum. Çocuklar gibi şen, kuşlar gibi özgürce bisiklet binmenin keyfini sürüyor, gelip geçen bisikletliler ve yayalarla selamlaşıyor, gülümsüyor ve doyasıya eğleniyorum. Yaşadıklarımızın gerçek mi yoksa rüya mı oldukları konusunda emin olamıyorum. Geride kalan 5 günde ki doğa manzarasının akıl almaz büyüsü henüz üzerimizde iken, bugün şahit olduklarımız ile adeta tamamen kopuyoruz bu dünyadan. Tüm bu yaşananlar eşliğinde Zug şehrinde ki kamp alanımıza girerek, bu rüyanın bitmemesi ve sonsuza dek sürebilmesi umuduyla bir günü daha tamamlıyoruz. Ancak GPS kayıtlarında işaretli olan kamp alanında Cevat ile İrfan’ı göremiyorum. Herhangi bir yardım isteyecek yada derdimi anlatacak kadar da yabancı dil bilmediğim için kimseye bir şey diyemiyorum. Bir süre bekledikten sonra şehir merkezine doğru hareket ederek, arkadaşları aramaya başlıyorum. Bir kaç kez kamp alanı ile şehir arasında gidip geliyorum, ancak nafile, onları göremiyorum. Tekrar kamp alanına dönerek free internet sayesinde onlara ulaşmaya çalışıyorum. Malesef sadece Cevat’ın telefonu yurt dışına açıktı. Bir şekilde şans bizden yana gülüyor ve hiç olmayacak bir şekilde onlara ulaşabiliyorum. Eşime sosyal medya üzerinden mesaj atıyorum ve Cevat’ın eşine ulaşıyor. Benim Zug girişinde ki kamp ta beklediğimi Cevat’a bildiriyor ve 2 saat sonunda tekrar bir araya geliyoruz. Eminim aynı olay Türkiye de başımıza gelseydi, bir araya gelmememiz asla mümkün olmazdı. O şartlarda bir araya gelmemiz ve birbirimizi bulmamız büyük şans. Hala aklıma geldikçe hayret ederim, nasıl bir araya gelebildiğimize…


Hafızalarımıza çivi gibi kazınmış tüm bu anıların, yaşanmışlığın da ki şaşkınlıkla, o anların pek çoğunda fotoğraf çekmeyi düşünememiş, sadece izlemek, yaşamak ve şahit olmakla yetinmişiz. Şu an fotoğraflara geri dönüp baktığımızda bu anıların çoğuna ait tek kare fotoğraf bulamamak üzüyor olsa da, hatıralarımız arasında bu anıları yaşamış olmanın mutluluğunu yaşamak sevindiriyor bizleri.

 Ülke ve toplum olarak yaşadığımız şu günlerin en kısa zamanda geride kalması, barış, kardeşlik, huzur,güven ve özgürce yaşayacağımız, ülkemizin her noktasının bisiklet yolları ağı ile kaplandığı günlere tez zamanda kavuşabilmemiz umuduyla…

Yükseklik Profili

Zorluk Derecesi :Toplamda 55 km. olan, KOLAY bir parkurdur.

Maksimum Rakım :Bisikletle çıkılan maksimum rakım 530 metredir.
Hangi mevsimde yapılır: Yağışlı havalar ve kış ayları haricinde her zaman yapılabilir.
Bisiklet Seçimi : Her tür Bisiklet için uygundur.
Yol Yapısı :Tamamı asfalt parkurdur.
Başlangıç Noktası : Altdorf.
Bitiş Noktası :Zug.
Su Kaynakları : Yol üzerinde çeşitli noktalarda su kaynakları mevcuttur. Her noktadan sonra yanınızda en az 1 lt su bulundurunuz.
Alış-Veriş Alanları : Yol üzerinde yerleşim yerleri mevcuttur.
Konaklama : Sadece kampinglerde konaklamak mümkündür.
DİKKAT!!! Herhangi bir kaza riskine karşılık kesinlikle en az iki kişile gidiniz ve bir yakınınıza gideceğiniz konumu bildiriniz!!!

0 Değerlendirme

Henüz değerlendirme yapılmamış

Benzer Rotalar