Elmalı – Çığlıkara – Dokuzgöl

  • 6319
Özellikler
Zorluk Derecesi Çok-Zor
Yol Durumu Toprak-Yol,Asfalt
Toplam Mesafe (KM) 100
Max. Rakım 1950
Uygun Bisiklet MTB,Full-Süspansiyon
Başlangıç Noktasında Bitiyor ? Evet
Çamkuyuları’ndan sonra Yakaçiftlik Köyü’ne aracımızı bırakarak, kamp malzemelerimizi bisikletlerimize yükleyerek yola koyuluyoruz. Köyden çıkarak Avlan Gölü kıyısından Finike istikametine doğru ilerliyoruz. İki gündür şans bizden yana ki, hava kapalı ve serin hava ile birlikte rahatlıkla bisiklet binebiliyoruz. Bulutlar henüz yüksekte olsalar da her an inebilir ve yağmura yakalanabiliriz. Bir taraftan gideceğimiz güzergahı gözlerken, bir yandan da seri bir şekilde ilerlemeye devam ediyoruz.
Göltarla Köyü içerisinden Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı’na giriyoruz. Göltarla içerisinden başlayan tırmanışla yükselirken, gökyüzünde ki bulutlarda bir taraftan alçalarak yağmuru toplamaya devam ediyor. Bir süre daha tırmandıktan sonra çiseleyerek başlayan yağmur şiddetini artırarak devam ediyor. Bir kaya oyuğunu kendimize siper ederek yağmurdan korunmaya çalışıyoruz. Ahmet’in arkadamızda ki parmak kalınlığında ki kaya yarığında yuvalanmış olan akrebi fark etmesi ile oradan uzaklaşmak zorunda kalıyoruz. Doğru düzgün başka da sığınacak ortam olmadığından yağmurluklarımızı giyerek yağmur altında bisiklet binmenin keyfine varıyoruz. Zemin sert ve taşlık olduğundan dolayı yağan yağmur ilerlememize engel olamıyor. Bir sere daha tırmandıktan sonra (yaklaşık 17. kilometrelerde) yol üçe ayrılmaktadır. Sağa giden yol, yukarı da görülen demir direklerin olduğu, muhtemelen verici gibi bir yer olan bölgeye gitmekte, ortada ki yol ise bizim rotamızda işaretlediğimiz güzergah üzerinde ilerlemekte ve en solda ki bölüm ise Üçoluk Yaylası üzerinden devam etmektedir. Her ne kadar orta ki yol rotamız olsa da, ilerilerden duyduğumuz iş makinalarının sesinden de anladığımız üzere, yol üzerinde düzeltme çalışmaları yapılmakta. Dolayısıyla yağan yağmurla birlikte kazılan yol çamurdan dolayı gidilemeyecek bir hal almıştır. Mecburen Üçoluk tarafına doğru tırmanışa devam ediyor ve ilerliyoruz. Yol yapısından da anlaşılacağı üzere bu taraf uzun süredir kullanılmamış ve gelen giden olmamış.
Sedir ağaçlarının çoğaldığı, bakir ormanlık alan içerisinde ilerleyişimize devam ediyoruz. Hiç bitmeyen rampalar ve virajlarla ilerleyişimiz sürerken, sağımızda ki düz bir alanda yatmakta olan yabani domuz sürüsü, büyük bir gürültü ile önümüzden yukarıya doğru koşmaya başlıyor. Büyük bir aile oldukları anlaşılıyor. Boy boy sıralanarak ardı arkası kesilmek bilmeden devam ediyorlar. Yabani domuz saldırılarının ve yaralanmalarının oldukça tehlikeli ve ölümcül yaralanmalara neden olabileceğini biliyorum. Staj dönemimde domuz saldırısından yaralanmış olan bacağını diktiğimiz genç gözümün önüne geliyor. Neyse ki hiç birisi bizden tarafa yönelmiyor ve korkulacak bir durum gelişmiyor. Böyle karşılaşmalarda soğukkanlılığı elden bırakmamak gerekiyor. Domuzlar yapı itibariyle boyunlarını çok fazla bükemediklerinden, sağa, sola ve geriye doğru hamlelerde çok çevik değillerdir. Bu yüzden herhangi bir saldırı yada size yönelmesi durumunda, mümkün olan bir ağaca yada onun çıkamayacağı bir yüksekliğe çıkmak, zigzaglar çizerek koşmak ve onun dönemeyeceği geldiği,  istikamete doğru yönelmek, kurtuluş için bir çare olabilmektedir. Neyse domuz sürüsünü sorunsuz atlattıktan sonra, orman içerisinde ki bu tür risklerden biraz daha uzaklaşmak adına, yolumuzun ağaçlardan uzaklaştığı yükseklerde bir yerde kamp atmak üzere ilerlemeye devam ediyoruz. Bu bölgede su sıkıntısının olduğunu öğrenmiştik ancak, bir umut ile hem suyu bulmak hemde uygun bir kamp alanı bulmak için, tükenmek üzere olan  enerjimizle basıyoruz pedallara. Üçoluk bölgesine geldiğimizde yolun 5-10 metre sağında ki çeşmeyi görünce hemen kendimizi atıyoruz yanıbaşına. Buz gibi suyuyla elimizi yüzümüzü yıkayarak serinliyor ve bir an dinleniyoruz. Bir gün öncesinde su kıyısında ki kamp tecrübemizden sonra, bu gün ki kampımızı biraz daha ilerleyerek su bölgesinden uzak bir alana kurmayı planlıyoruz.
Tırmanış devam ediyor ve ağaçlar bitiyor. Açık bir alanda yolun genişlediği bir noktada kamp atmayı uygun buluyoruz. Çevre de yol kenarına kurmaktan başka uygun bir yer olmadığından, olası risklere karşılık, yolun her iki yönünü de taş ve ağaçlarla kapatıyor, bisikletlerin bir tanesini bir tarafa, diğerini diğer tarafa koyarak, sabaha kadar ışıklarını yanık bırakıyoruz. Çadırlarımızı kurduktan sonra hemen yemek hazırlıklarına başlıyor ve sıcak bir çay eşliğinde yorgunluk atıyoruz. Ne yazık ki güzel Samanyolu fotoğrafları çekebilme umuduyla çıktığım bu turun ikinci gününde de hava kapalı ve puslu. Yaktığımız küçük kamp ateşi eşliğinde çaylarımızı yudumlarken, günün ve yarının kritiğini yapıyoruz. Bugün tamamen tırmanış yapmış ve oldukça yorulmuştuk. Yarın Çığlıkara Bölgesine ulaşmak, kampı erken atarak, ortamın ve doğanın keyfine varmak üzere plan yapıyoruz.
Her zaman olduğu gibi yine güneş doğmadan enerjik bir şekilde uyanıyor ve kahvaltı hazırlıklarına başlıyorum. Ağustos ayında Antalya yanarken burada hava, oldukça soğuk ve puslu. Hareket etmediğim sürece içim üşüyor. Havanın biraz aydınlanmasıyla, bir gün önceki tırmanış esnasında kırılan jant telini tamir ediyor ve aradan çıkartıyorum. Ve bir yandan tan ağarırken kahvaltıyı hazırlıyor ve Ahmet’i uyandırıyorum. Kahvaltımızı yaparak kampı toparlıyor ve akşam tedbir amaçlı kapattığımız yol üzerinde ki taşları alarak yola koyuluyoruz. Bir süre daha tırmandıktan sonra bu bölge de ki korunmuş olan yaşlı sedirlerin olduğu bölgeye ulaşıyoruz. Burada birkaç kulübe ve bir kuyu mevcut. Yol çalışmasının olduğu yol ile kesişme noktasına kadar bir süre inişle devam ediyoruz. Yolların keşisme noktasından sonra sola devam ederek yine tırmanışa başlıyoruz. Yaklaşık olarak 4-5 km tırmanıştan sonra parkurumuzun en yüksek noktası olan 1970 metrede ki Çığlıkara bölgesine ulaşıyoruz. Muhteşem, büyüleyici bir manzara terk edilmiş bir kaç kulübe ile bizi karşılıyor. Önümüzde gideceğimiz Dokuz Göl’e doğru uzanan vadi ve eşsiz sedir ormanları manzarası uzanmakta. Manzaranın bir süre keyfini çıkardıktan sonra ilerlemeye devam ediyoruz. Yol ikiye ayrılıyor. Bir tanesi karşıya düz devam etmektedir ki bu yolun 2000 yaşında ki Koca Sedir’e gittiğini sonradan öğreniyoruz. Rotayı planlarken bu yolun, parkuru gereksiz uzattığı ve bazı bölümlerinin risksli olabileceği konusunda şüphelerimiz olduğu için rotaya dahil etmemiştik. Ve diğer yol olan, sağa U dönüşü ile aşağıya doğru ilerleyen yol ile rotayı takip ediyoruz. Buradan başlayarak, Dokuz Göl’e kadar uzanan bölüm tamamen sedir ağaçları arasında ve sürekli inişle eşsiz manzara eşliğinde devam etmektedir. Rotanın en güzel ve kesinlikle geçilmesi gereken bölgesi burasıdır. Hem yürüyüş hemde bisiklet için kesinlikle eşsiz bir parkur.
Aşağıya Dokuz Göl bölgesine ulaştığımızda, sol tarafımızda harebe bir kulübe ile karşılaşıyoruz. Öğle saatlerinde ulaştığımız bölgede, havanın da kararması ile uygun bir kamp alanı kolluyoruz. Yağmur neredeyse yağmak üzere, ancak bu kulübenin kamp için uygun olmadığını düşünerek devam etmeye karar veriyoruz. Kamp için bir su kaynağının olması pek çok konuda kolaylık sağlamaktadır. O yüzden bir su kaynağı bulabilme umuduyla devam ediyoruz. 1-2 kilometrelik tırmanıştan sonra Dokuz Göl Tabiatı Koruma Alanı Tabelası ile birlikte bir kaç misafirhanenin olduğu bir bölgeye ulaşıyoruz. Bu manzara hiç beklemediğimiz bir durum idi. Sanki Çöl ortasında su bulmuşcasına seviniyor ve heyecanlanıyoruz. Kulübesinden çıkıp gelen, güler yüzü ile bizleri karşılayan Mustafa Abi’ nin sıcak yaklaşımı ile mutluluğumuz kat kat artıyor. Hepsi bir aradaydı. Su, kamp alanı, sıcak ve güler yüzlü insanlar ve eşsiz doğa harikası bir mekan. Mustafa Abi’nin sıcak çay ikramı ile hem içimiz ısınıyor hemde daha yakından tanışıyoruz. Geleceğimiz kendisine haber verilmiş ve bizi bekliyormuş. Bizim için ne yapabileceğini, nasıl yardımcı olabileceğini soruyor. Bizde hiçbir beklentimizin olmadığını, sadece uygun bir kamp alanına ve içilebilir su kaynağına ihtiyacımızın olduğunu belirtiyoruz. Burada herhangi bir çeşme bulunmadığını ve yağan yağmur sularının depolarda toplayarak kullandıklarını belirtiyor. Aşağıda ki fotoğraflarda, çatılardan inen yağmurluk borularının uçlarında ki su toplama düzeneklerini görebilirsiniz. Mustafa Abi gösterdiği bir kuyunun klorlanarak dezenfekte edildiğini ve diğerlerine nazaran daha temiz olduğunu belirtiyor. Sağ olsun bize bir misafirhanenin banyosunu açarak duş alma imkanı da sağlıyor. Tüm yorgunluğumuzu alan duşun ardından, kirlenmiş olan bir kaç formamızı da yıkadıktan sonra etrafı gezmeye başlıyoruz. Sedir ağaçları için faydalı olduğu düşünülerek, devasa yuvalara sahip olan karıncaların bu bölgeye getirildiğinden bahsediliyor. Ayrıca bu karınca yuvalarından çıkan mentollü havanın da, astım hastalarına iyi geldiği düşünülüyor. Bariz bir şekilde, karınca yuvalarına yaklaşıldığında yada yuvalara yakın bir yerlerden geçildiğinde bu mentollü koku hissedilmektedir. Yuvalara hafif şekilde avuç içiyle vurulduğunda bu kokunun çıktığı söylense de, yuvalara yaklaşıldığı anda hissedilmekte ve herhangi bir darbeye gerek kalmamaktadır. Turumuzun üçüncü gününde de yine hava kapalı ve yağmur çiseleyerek zaman zaman yağmaktadır. Akşam Mustafa Abi ile sohbet ediyor ve çevre hakkında uzun uzun bilgiler alıyoruz. Saatler ilerlediğinde ayrılırken bize kulübesinin önünde ki taşların arasında yaşayan yılandan bahsediyor. Bilek kalınlığında ki yılanı taşların arasından görebiliyoruz. Boyunun yaklaşık iki metre civarında olduğundan bahsediyor. Çok nadir dışarıya çıktığından ve o delikte binanın bekçiliğini yaptığından bahsediyor. Her ne kadar şu ana kadar zararsız olsa da, böyle büyük bir hayvanın yanıbaşında ki kulübe de yatmak da büyük cesaret gerektirir.
Ertesi sabah yine erkenden gün ağarmadan uyanıyorum. Bu kez kahvaltıdan ziyade, geçmiş olduğumuz 1-2 km geride kalan bölgede toplanan sis tabakasının oluşturduğu muhteşem manzaranın fotoğrafını çekmek üzere oraya gidiyorum. Henüz saat çok erken olduğundan ve herhangi bir şey yemeyi canımız istemediğinden, biraz pedalladıktan sonra kahvaltı yapmaya karar veriyoruz. Çadırımı ve tüm eşyalarımı toplayarak manzaranın fotoğrafını çekmeye çalışıyorum. Sonrasında uyanmış olan Mustafa Abi’ye her şey için teşekkür ediyor ve vedalaşarak ayrılıyoruz. Birkaç kilometre ilerledikten sonra yol yine ikiye ayrılıyor. Sola devam eden yol, ileride ki vadinin içerisinden sürekli iniş ile devam ediyor. Sağa ayrılan yol ise biraz daha tırmanışla ama sonrasında solda ki vadiyi tepeden görerek ilerliyor. Biz daha çok manzarayı panoramik olarak görmeyi tercih ettiğimiz için tırmanışa razı oluyor ve sağ yoldan ilerliyoruz. Yine zaman zaman yol üzerinde karınca yuvaları ve mentollü koku ile karşılaşıyor ve tırmanışı bitirdiğimizde büyüleyici manzara ile devam ediyoruz. Uygun bir manzarada sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Gömbe tarafında ki giriş kapısına ulaşıyoruz. Burada yine sıcak tavır ve güler yüzü ile bizleri Hasan kardeşimiz karşılıyor. Kahvaltı hazırlığında olan Hasan kardeşimizin çayına ve sıcak sohbetine ortak oluyoruz. Bu arada Antalya Orman Bölgeden gelen diğer görevli arkadaşlarında sohbete dahil olması ile, bölge hakkında daha detaylı bilgi sahibi olma imkanı buluyoruz. Buradan tekrardan, bizlere bu bölgeyi gezme ve görme imkanı sundukları için, hepsine çok çok teşekkür ediyor selamlar yolluyoruz.
Çıkış kapısından sonra yol üçe ayrılmaktadır. Öncelikle sağa devam ederek bir kaç kilometre ileride ki Koç Sediri ziyaret ediyor ve fotoğraflıyoruz. Sonra geri gelerek ortada ki yoldan ilerleyerek Elmalı-Kaş yoluna ulaşıyoruz. Akçay, Beyler ve Eymir üzerinden Yakaçiftlik Köyüne ulaşarak, eşsiz muhteşem bir parkuru daha geride bırakarak turumuzu tamamlıyoruz.
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı
GPS ve rota verilerini buradan indirerek daha detaylı inceleyebilirsiniz…
Zorluk Derecesi :Toplamda 100 km. olan, ÇOKZOR bir parkurdur.
Maksimum Rakım :Bisikletle çıkılan maksimum rakım 1950 metredir.
Toplam Tırmanış: Bisikletle çıkılan toplam tırmanış 2566 metredir.
Hangi mevsimde yapılır: Yağışlı havalar ve kış ayları haricinde her zaman yapılabilir.
Bisiklet Seçimi : Sadece Dağ ve Dişli lastiklere sahip Tur Bisikleti için uygundur.
Yol Yapısı :Koruma alanının tamamı stabilize parkurdur.
Başlangıç Noktası : Yakaçiftlik Köyü.
Bitiş Noktası :Yakaçiftlik Köyü.
Su Kaynakları : İşaretli noktalarda çeşme mevcuttur. Yanınızda en az 3 lt su bulundurunuz. Sadece Üçoluk Bölgesinde çeşme mevcut olup, diğer noktalarda kuyu suyu mevcuttur.
Alış-Veriş Alanları : Elmalı ilçesinden gerekli ihtiyaçlar tedarik edilebilir.
Konaklama : Kamp için uygun bölgeler mevcut ise de güvenlik tedbirleri almakta fayda vardır.
DİKKAT!!! Herhangi bir kaza riskine karşılık kesinlikle en az iki kişile gidiniz ve bir yakınınıza gideceğiniz konumu bildiriniz!!!

0 Değerlendirme

Henüz değerlendirme yapılmamış

Benzer Rotalar